Yılda 3 Dakika Yetmez!

AKP hükümeti işçi haklarına yönelik saldırgan tavrına her geçen gün bir yenisini daha ekliyor. Son olarak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği alanında yeni bir yönetmelik yayınlayarak liberal politikalarını daha da derinleştirmek ve de işçi sınıfına saldırmak konusundaki ısrarcılığının bir kez daha altını çizdi.

AKP Hükümeti’nin 15 Ağustos’ta yayınladığı İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri Hakkında Yönetmelik bütün yetkilerin Çalışma Bakanlığında toplandığı, işyeri hekimliği hizmetlerini ve işyeri hekimliği eğitimini piyasaya açan bir yaklaşım taşıyor.

Yönetmelik 2003 yılından sonra Türk Tabipler Birliği ve birçok üniversitenin işbirliğiyle düzenlenen eğitimler sonucunda verilen ve geçerliliği yargı kararlarıyla saptanmış olan işyeri hekimliği sertifikalarının iptaline ilişkin düzenlemeler içeriyor. Bu düzenlemeler sonucunda sağlık hizmeti veren ticaret şirketlerine işyeri ortak sağlık ve güvenlik birimi kurma ve işyerlerine sağlık hizmeti satma hakkı tanınıyor. Kısacası yeni yönetmelik sağlık alanındaki ticarileşmenin çalışma hayatı alanındaki bir ayağını oluşturuyor.

İşyeri sağlık birimlerinin sağlık şirketlerince yürütülmesi durumunda, bu taşeron firmalar işverenle yaptığı ticari anlaşmanın sürmesi için işverenin tarafını tutacak ve çalışanın sağlık alanındaki pek çok hakkını uygulamasına engel olacaklardır. Türk Tabipler Birliği ve Tabip Odaları gibi kurumların lisans ve denetleme açısından devre dışı bırakılmaları, işyeri sağlığı gibi önemli bir konunun işverenlerin isteği doğrultusunda taşeronlara teslim edilmesi anlamına gelmektedir.

Yeni yönetmelik, işyeri sağlık birimlerinde hemşire ve sağlık memuru gibi yardımcı sağlık personeli istihdam etme yükümlülüğünü de kaldırıyor. Böylece işyerinde meydana gelebilecek kaza ve yaralanmalarda ilk müdahaleyi yapabilecek ehliyetli sağlık personelinin bulundurulmasına gerek kalmıyor. Bu çerçevede sağlık açısından riskler taşıyan alanlarda çalışan işçilerin durumunun herhangi bir kaza anında ne olacağının belli olmadığını söyleyebiliriz. Bu yönetmeliğin uygulandığı durumlarda işliklerde Tuzla’daki tersanelerdekine benzer iş cinayetlerinin çoğalacağını rahatlıkla öngörebiliriz.

Yönetmelikle işyeri hekimlerinin işçilerin işe giriş ve periyodik muayeneleri için ayırmakla yükümlü olduğu süre yılda 10 işçiye 30 dakikaya indiriliyor. Bu tek işçiye yılda 3 dakika demek. Kısacası zaten sağlık sisteminin içinde bulunduğu durum itibariyle pek çok hakkı elinden alınmış olan işçilerin işyerlerinde sağlık hizmeti alabilmesi ihtimali de ortadan kalkıyor.

AKP hükümetinin son icraatlarından olan bu yönetmelik hükümetin nasıl da burjuvazinin saflarında yer aldığının göstergelerinden birisidir. İşçi başına yılda 3 dakikalık muayeneyi uygun gören, işyeri hekiminin mesleki bağımsızlığı için herhangi bir düzenleme içermeyen; hatta tam tersine işyeri hekimini taşeron sağlık firması üzerinden patronla ilişkilendiren bu yönetmelik, AKP’nin halk kesimlerinden aldığı oylardan elde ettiği güçle kimlere hizmet ettiğini gözler önüne sermektedir. Bu çerçevede AKP’yi destekleyen halk kesimlerinin de desteklerini gözden geçirmeleri ve işçi sınıfının çıkarları çerçevesinde liberal saldırganlığa karşı birleşmeleri gerekmektedir.