Son dönemlerde devrimci ve sosyalist çevrelerin üzerindeki baskı yoğunlaşıyor. 29 Mart seçimlerinden sonra yaşanan gelişmelere bir bakalım:
· 14 Nisan’da DTP’ye 15 ilde eş zamanlı yapılan operasyonlarda gözaltına alınan 245 kişiden 51’i tutuklandı.
· 28 Mayıs’ta ülke çapında KESK’e operasyon yapıldı. Gözaltına alınan 40’a yakın sendikacıdan 14’ü tutuklandı.
· 2 Haziran’da ulaşım zammını protesto etmek için Taksim’den Saraçhane’ye yürümek isteyen Halkevcilere polis saldırdı. Yaralıların kaldırıldığı Taksim İlkyardım Hastanesi’nde bir kez daha saldıran polis 40 kişiyi gözaltına aldı.
· Eğitim-Sen’în 3-5 Haziran’da yaptığı “TİS hakkı için Ankara yürüyüşüne” İstanbul’da başlayan emekçilere ilk gün İstiklal Caddesi’nde saldıran polis 1 kişiyi göz altına aldı. 5 Haziran’da da Ankara’daki yürüyüşe polis saldırdı. 10 kişi yaralandı.
· 3-4 Haziran’da Ankara Konur Sokak’ta devrimci grupların standlarına polislerle birlikte faşistler saldırdı. Saldırıya uğrayan devrimci öğrencilerden biri tutuklandı.
· Atılım’a 1 ay, Günlük gazetesine 2 ay kapatma cezası verildi.
· Sabra Tekstil patronunun adamlarının 8 Haziran’da işçilere soplarala, 9 Haziran’da ise silahla saldırmasının ardından olayı protesto etmek için 10 Haziran’da Sabra Tekstil önüne giden BDSP ve Esenyurt İşçi Platformu üyelerine polis coplarla saldırdı. 4 işçi tutuklandı. İşçilerin karakola giden avukatlarına saldırıldı.
AKP iktidarı, egemenliği sarsıldığı için saldırganlaşıyor. Referandum olarak ilan ettiği seçimlerde oy oranı %8 oranında düştü ve Kürt illerinde DTP’ye karşı hezimete uğradı. Obama’nın Türkiye’ye gelişinden sonra Kürt sorununu egemenlerin istediği biçimde “çözmek” için inisiyatif almak isteyen AKP, Kürt hareketinin elini zayıflatmak için yurtsever emekçilerin örgütü olan KESK’i ve Kürtlerin siyasal iradesi olan DTP’yi hedef alıyor.
İktidar yalnızca Kürt halkının özgürlük mücadelesinden değil, krizin faturasını ödemek istemeyen emekçilerin sokağa çıkmasından da korkuyor. TİS(Toplu İş Sözleşmesi) yaklaşırken, 250 bin üyesiyle “Krizin faturası patronlara” diyerek kamu emekçilerinin taleplerini taşıyan KESK’e saldırarak %35 maaş indirimine razı olan, sermaye örgütleriyle el ele “Eve kapanma, pazara çık” kampanyaları yapan siyasal islamcı, faşist ve devlet güdümlü sendikaların önünü açmak istiyor.
KESK iktidarı korkutuyor, çünkü AKP dışında Fırat’ın doğusunda da batısında da örgütlü olan tek yapı KESK’tir. Polisin saldırısına uğrayan 3-5 Haziran tarihli Eğitim-Sen yürüyüşünün kolları bunun kanıtıdır. Yürüyüşün dört başlangıç noktası vardı: Edirne, Artvin, Muğla ve Hakkari. Yürüyüş kollarının geçtiği illeri tek tek saydığımızda ise sayılmadık vilayet kalmıyor. Bu gücüyle KESK, hem emekten hem de barıştan inisiyatif geliştirebilecek büyük bir potansiyeldir.
İktidarın baskısı, emekçileri, Kürtleri ve sosyalistleri sindirememiştir. Tüm baskılara rağmen DTP kimliğine, KESK emeğe, Ankaralı devrimciler de sokaklarına sahip çıkmışlardır. Köşeye sıkışmakta olduğunu belli eden iktidarın saldırılarına karşı dik durmayı başaran devrimciler, ezilenlerin taleplerine sahip çıkmayı sürdürecektir.
Krizin faturası patronlara!
Kürt halkına özgürlük!
Yaşasın sosyalizm!